BMGK’nda Mikdad: Suriye’nin Terörle Mücadelesi Sürüyor.. Ayrılıkçı Ajanda Sahiplerini Evhamlarını Sürdürmelerinden Uyarıyoruz – Video

NEW YORK – Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Dr. Faysal Mikdad, Suriye’nin teröre karşı savaşının, tüm toprakları temizlenene kadar devam edeceğini, hiçbir dış saldırı veya baskının onu bundan caydıramayacağını,tarihin Suriye halkının teröre karşı verdiği mücadelede sadece vatanını ve medeniyetini savunmakla kalmadığını bilakis tüm insanlığı da savunduğunu belirterek, Suriye’nin, uluslararası hukuk tarafından güvence altına alınan topraklarının yabancı işgaline son vermek için çalıştığını vurguladı.

Mikdad, bugün Suriye’nin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 76. Oturumunda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Geçtiğimiz iki yıl boyunca dünya, uzun yıllar benzeri görülmemiş koşullardan geçti, hastaneler hastalarla doldu, milyonlarca insanı kaybettik, ekonomi geriledi, yoksulluk ve açlık arttı, şehirler izole edildi, hareket kısıtlandı, üniversiteler ve okullar kapandı. Bütün bunların hepsi çıplak gözle görülemeyen ve hala evrimleşen, mutasyona uğrayan ve tehdit eden bir virüs yüzünden birbirimize yaklaşmaya korkar olduk. Dünyanın dört bir yanında daha fazla hayatı alma tehdidinde bulunuyor” dedi.

Mikdad: Bu zor gerçek karşısında, ister tıbbi düzeyde olsun, isterse bazı ülkelerin gösterdiği insani dayanışma düzeyinde olsun, büyük çabalar sarfedilip önemli başarılar elde edildiğinden, aydınlık bir taraf vardı. Ancak bunun karanlık yüzü de var. Pandemiyi siyasi olarak diğer ülkeleri hedef almak için bir araç olarak kullanan ve onları virüsü icat etmekle suçlayanlar olduğu gibi, izole bir adada yaşadıklarına inanarak bencilce davranan ve başkalarının ihtiyaçlarını görmezden gelenler de var. Ancak bundan daha da kötüsü, Bu önlemleri kaldırmak veya azaltmak için Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları tarafından başlatılan tüm çağrıları görmezden gelerek, onun yolundan gitmeyen birçok ülke ve halka tek taraflı olarak dayattığı cebri ekonomik yaptırımlarında, bunun bıraktığı tüm feci etkilere rağmen ısrar eden kişidir.

Dışişleri ve Göçmenler Bakanı şöyle devam etti: “Covid 19” bir kez öldürürse, tek taraflı zorlayıcı ekonomik önlemler ışığında tekrar tekrar öldürüyor. Bununla ilgili olarak Özel Raportör’ün bu icraatların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkisine ilişkin neler söylediğini aktaracağım: “Küba, İran, Sudan, Suriye, Venezuela ve Yemen gibi ülkelerde yaptırımlar acı ve ölüm getiriyor” ve bir grup bağımsız BM’e bağlı insan hakları uzmanlarının söylediği gibi: “İnsan Haklarını ilerletme adına dayatılan yaptırımlar aslında insanları öldürmekte ve onları sağlık, gıda hakkı ve yaşam hakkı dahil olmak üzere temel haklarından mahrum bırakmaktadır”. dedi

Mikdad, Mikdad, oturumun genel tartışma konusu olan “Umut Yoluyla Direnç Oluşturma” konusunu memnuniyetle karşılayarak; Bazıları bu başlıkla tutarlı olabilir mi? Kapasite geliştirme gerçekten sürdürülebilir bir şekilde ve halkların haklarına saygıyla gerçekleşecek mi? Geçmiş yılların dersleri kullanılacak mı? Bazı ülkelerin hükümetleri, dünyada güvenlik ve istikrar üzerinde tehlikeli etkiler bırakan yanlış politikalarına son verecek mi? sorularını dile getirerek, bu kamusal tartışmanın konusunun, gerçek gerçeklikten uzak medya ve siyasi tüketim için bir slogan olmasını gerçekten istemiyorsak, net ve kesin yanıtlarını beklediğimiz soru budur, diye ifade etti.

Suriye, Teröre Destek Verdiği Bilinen Ülkelerin Askeri, Mali, Medya Ve Lojistik Destekleriyle Gerçekleştirilen Terör Eylemleri Ve Suçlarından En Çok Etkilenen Ülkelerden Biriydi.

Mikdad, Suriye’nin teröre destek verdiği bilinen ülkeler tarafından askeri, mali, medya ve lojistik destekle gerçekleştirilen, halkının çeşitli alanlardaki başarılarıyla gurur duyan bir ülkede masumları öldüren, güvenli ortamı terk eden, altyapıyı tahrip eden, ülkenin kaynaklarını çalan ve insani krizlere yol açan terör eylemlerinden ve suçlardan en çok etkilenen ülkelerden biri olduğu hiç kimse için sır değil. Suriye’ye yönelik terör savaşının başlamasından önce, 2010 yılında kalkınma oranlarının yüzde 9,5’in üzerine çıktığı yıllardır diyerek, halkımızın ve ordumuzun fedakarlıkları ve kahramanlıkları sayesinde, dost ve müttefiklerimizin de yardımıyla bu teröre karşı mücadelede ve bu terörün ortadan kaldırılmasında olağanüstü başarılar elde ettiğimizi, Suriye halkının sadece kendini savunmakla kalmadığını, teröre karşı mücadelelerinde vatanlarını ve medeniyetlerini değil, aynı zamanda tüm insanlığı da savunduklarını tarihin yazacağını kaydetti.

Mikdad, Suriye’nin tüm toprakları temizlenene, devlet otoritesi geri gelene ve ülkenin her yerinde güvenlik ve istikrar sağlanana kadar terörle mücadelesine devam edeceğini, bunun vatani ve anayasal bir görev olduğunu, nikaşa veya pazarlığa kabil olmadığını, herhangi saldırı, dış baskı veyahut da yalan ve geçmiş ve gelecek iddiaların bundan vazgeçiremeyeceğini vurgulayarak, terör üzerine bahse giren ve ona yatırım yapan herkesi, bahislerinin hiçbir başarıya ulaşamayacağını ve yıkıcı olacağını bilmeye çünkü bu terör er ya da geç ona geri dönecek ve farklı ülkelerde olduğu gibi bunun bedelini masumlar ödeyecektir.

Bunun tekrarlanmaması için hepimizin dikkatli olması gerekmektedir. Birkaç gün önce Genel Kurul’un kürsüsüne çıkan biri hala gerçeklikten kopmuş olması, zamanı geri alabileceğine, parasının hatalarını ve suçlarını kapatabileceğine ya da Suriye’de teröre yaptığı yatırımların efendilerinin amaçlarını sağlayabileceğine inanmasının rüyadan başka bir şey olmadığını vurguladı.

Mikdad, Suriye’nin Astana formatında gerçekleştirilen toplantılara, terörle mücadeleye olumlu katkı sağlayacağı ve Suriye’de güvenlik ve istikrarı yeniden tesis edeceği umuduyla ciddi ve olumlu bir şekilde ele aldığını, ancak Türk rejiminin, İdlib bölgesiyle ilgili Astana sonuçlarına ve Soçi mutabakatlarına bağlı olmadığına dair art arda kanıtlar sunmaya devam ettiğini, ayrıca Güvenlik Konseyi’nin terör örgütleri listesinde yer alan El Nusra Cephesi başta olmak üzere orada bulunan terör örgütlerini desteklemeye ve korumaya devam ettiğini bununda Güvenlik Konseyi’ndeki ihtisas komitelerinin raporlarına göre, bu bölgeyi yabancı teröristler için bir rezervuara dönüştürdüğünü ifade etti.

Mikdad, Türk rejiminin Suriye’de işgal ettiği topraklarda işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara işaret ederek, ister “Türkleştirme” politikalarıyla, ister bu işgali reddeden bölgelerdeki insanları zorla yerlerinden etme ve saldırma yoluyla olsun, ister Haseke şehri ve batı kırsalında bir milyondan fazla vatandaşın kasten ve defalarca sularının kesilerek toplu cezalandırma yoluyla 1987 yılındaki anlaşma uyarınca, bunun neden olduğu ciddi insani, çevresel, sağlık ve tarımsal yansımaları ile, Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin acil, fevri ve ciddi müdahalesini gerektiren ihlaller ve suçlar olduğuna dikkat çekti.

Suriye Topraklarında Rızası Olmadan Herhangi Bir Yabancı Varlık Yasa Dışıdır Ve Uluslararası Hukukun Ve BM Misakı’na Açık İhlaldir

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, Suriye’nin kendi topraklarında kendi rızası olmadan herhangi bir yabancı varlığının yasa dışı olduğunu, bu varlığın terörle ilgili yargı misyonunun tamamlanmasını engellediğinden ve bölgede istikrar ve güvenliği tehdit ettiğinden, uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin ve Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne bağlılığı vurgulayan tüm ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına açık bir ihlal sayıldığı konusundaki tutumunu belirterek, Türk ve Amerikan güçlerinin sahte bahanelerle Suriye topraklarını işgal etmesi, Suriye halkının zenginlik ve kaynaklarını çalmalarına derhal ve kayıtsız şartsız son verilmeleri gerektiğini, Suriye’nin nasıl topraklarının çoğunda terörizmi yendiyse, aynı kararlılık ve azimle uluslararası hukukun güvence altına aldığı bu işgali sona erdirmek için çalışacağını ve tarihin, işgalcinin zaman ne kadar uzarsa uzasın burada kalmasının mümkün olmadığına tanıklık edeceğini dile getirdi.

Mikdad: “Suriye’nin kuzey doğusunda ayrılıkçı gündemleri olan az sayıdaki insanları, kendilerini Suriye topraklarının ve halkının birliğine karşı komplo kuran güçler kategorisine soktukları için Suriye halkının reddettiği yanılsamalarını sürdürmeye karşı uyarıyoruz. Kendileri temelde muamele görecekler, ihmallerinden uyanmaları ve önlerindeki derslerden ders almaları gerektiğini ve dış güçlere bahis oynamanın ve işgalciyi halkına zorbalık etmenin başarısız bir bahis olduğunu ve hiçbir şey getirmediğini kendilerine yakın tutmaları gerektiğini vurguladı.

Mikdad: “Suriye, terörle mücadeleye paralel olarak, bu çabaları devam ettirmekle ilgilenmeyen ülkelerin koyduğu engellere rağmen, her zaman dürüst ve tarafsız siyasi girişimlere veya krizden çıkmasına yardımcı olacak çabalara her zaman açık olmuştur. Suriye’nin, ulusal ilkelerini koruyarak Cenevre görüşmelerine, Moskova istişarelerine ve Astana toplantılarına katıldığına, komitenin oluşumu konusunda anlaşmaya varılmasına yaptığı katkıyla Anayasayı Tartışma Komitesi’nin çalışmalarına başlamasını kolaylaştırdığına, anayasanın ve onunla ilgili her şeyin Suriye-Suriye meselesi olduğu ve Suriyelilerin kendileri tarafından kararlaştırıldığı ilkesinden başlayarak, bu sürecin Suriye’nin mülkiyeti ve liderliğinde ve dış müdahale olmaksızın olması gerektiğini, ayrıca, Genel Sekreterin Özel Elçisinin kolaylaştırıcı rolünü sürdürmesi ve olup bitenleri tarafsız, nezih ve nesnel bir şekilde taşıması gereğini vurguluyoruz” dedi.

Tüm Suriyeli Mültecilerin Güvenli Bir Şekilde Anavatanlarına Dönmeleri İçin Anavatan Kapıları Ardına Kadar Açıktır

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı, “Tüm Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde anavatanlarına dönmeleri için anavatan kapılarının ardına kadar açık olduğunu, Terörden arındırılmış bölgelerdeki altyapı ve hizmet tesislerini yeniden inşa etmek ve rehabilite etmek, geri dönmek isteyenlerin geri dönüş sürecini kolaylaştıracak ve temel gereksinimlerini güvence altına alacak prosedürler benimseyerek, Suriye’deki ilgili yetkililerin de gayretle ve sürekli çalışarak bunu başarmak için gayretle ve sürekli çalıştıklarını defalarca vurguladık” diyerek; “Bu amaca ulaşmak için güvenli ve gönüllü geri dönüşü sağlamak için kullanılabilecek bir dizi kararname çıkarıldığını ancak ne yazık ki Suriye devletinin ve dost ülkelerin insani yardım konusundaki çabalarının, bazılarının bunu insani hedeflerden ve Suriye halkının çıkarlarından uzak hedeflere ulaşmak için kullanmada, Suriyelilerin acılarını istismar etmeye çalıştığını belirtti.

Bakan Mikdad, Suriye’de insani harekatın egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygılı bir şekilde yürütülmesi, 46-182 sayılı Genel Kurul Kararı ve ihtiyaç doğrultusunda onayı ve koordinasyonu ile çalışması gerektiğini vurguladı.

Bunun için gerekli imkanları sağlamaya, insani yardımları Suriye içinden teröristlere değil hak edenlere ulaştırmaya, her türlü yolsuzluk ve etkisizliğin gölgesinde kalan sözde “sınır ötesi yardım mekanizmasını” kapatmaya hazır olduklarını ifade etti.

Mikdad, Suriye’nin herhangi bir koşulda ve herhangi bir kişi tarafından, herhangi bir yer ve zamanda kimyasal silah kullanımının tamamen kınandığını ve reddedildiğini yineleyerek, Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi’ne gönüllü olarak katıldığını ve rekor bir sürede yerine getirdiğini, bu katılımdan kaynaklanan tüm yükümlülükler ve OPCW ile sürekli işbirliği konusunda istekli olduğunu, bu dosyayı mümkün olan en kısa sürede kapatmaya azimli olduğunu ve örgüt ile çalışmaya ve işbirliğine hazır olduğu belirttiğine, ancak ne yazık ki bazı ülkelerin bu dosyayı açıkça siyasileştirdiğine dikkat çekti.

Suriye, İşgal Edilen Golan’ın Tamamını Geri Alma Hakkına Olan Bağlılığını Bir Kez Daha Yineliyor

 Mikdad, “İsrail”in 1967’den bu yana Suriye’nin değerli bir bölgesi olan Suriyeli Golan’ına olan işgalini sürdürdüğünü, bu nedenle Suriye’nin, işgal altındaki Golan’ın tamamını 4 Haziran 1967 hattına kadar geri alma hakkına sıkı sıkıya bağlılığını bir kez daha belirttiğini açıllayarak, işgalle kaim olan otorite İsrail’in doğal ve demografik özelliklerini değiştirmek veya kendi otoritesini dayatmak için aldığı tüm tedbirlerin, özellikle de Güvenlik Konseyi 497 ve 1981 nolu kararları olmak üzere, uluslararası hukukta ve ilgili Birleşmiş Milletler kararları gereğince geçersiz ve batıl olduğunu vurguladı.

Mikdad, BM ve uluslararası toplumun İsrail’i uluslararası meşruiyet kararlarını uygulamaya ve özellikle yerleşim birimleri, terörizme destek, ırkçılık ve keyfi tutuklamalar gibi insan hakları ve uluslararası insancıl hukuka yönelik ciddi ihlallerini durdurmaya zorlama konusundaki yetersizliğinin kabul edilemez hale geldiğine dikkat çekti.

Mikdad, Suriye’de son yıllarda yaşananlara rağmen Filistin sorununun temel ulusal mesele olmaya devam ettiğini ve işgal altındaki topraklarını ve tüm meşru haklarını geri alma ve başkenti Kudüs olan bağımsız devletlerini kurma mücadelesinde kardeş Filistin halkının yanında olmak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını belirtti.

Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı: “Suriye, özellikle Washington’un nükleer anlaşmadan tekrar çekilmesiyle ilgili olarak, ABD’nin kendisine yönelik yasadışı ve sorumsuz önlemleri karşısında İran İslam Cumhuriyeti’nin pozisyonuna tam dayanışmasını ve desteğini yeniliyor, Suriye’ye, ABD ve Batılı müttefikleri tarafından kendisine ve İran’a karşı, Venezuella, Beyaz Rusya, Nikaragua ve Kuzey Kore’ye karşı uygulanan her türlü ekonomik terörizmi uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararları uyarınca durdurmaya çağırıyor” dedi.

Mikdad: Suriye, Küba’ya on yıllardır uygulanan ekonomik ambargoyu ve ABD’nin Kore Yarımadası’ndaki durumu askerileştirme icraatlarını kınadığını, Suriye’nin Rusya ve Çin’in uluslararası hukukun korunması, güvenlik ve istikrarın sağlanması ve dünyada kalkınmanın sağlanması konusundaki yaklaşımına ve bazı ülkelerin hegemonya girişimleri ve dış müdahale politikalarına karşı desteğini dile getirdi.

Mikdad, ülkeler arasında karşılıklı saygı, ortak çıkarlar, egemenlik eşitliği ve uluslararası hukuka saygı temelinde diyalog ve anlayış dilinin yeni, daha dengeli, demokratik ve adil bir dünya düzeni tesis edecek şekilde güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Check Also

Deyrezzor Kırsalında, DSG Milislerinin Kurşunlarıyla 1 Sivil Şehit Düştü

DEREZZOR – Amerikan işgal güçlerine ait uçakların desteğiyle “DSG” milis grupları, Deyrezzor kırsalının  kuzeydoğusunda yer …