Agustos 14, 2010
İDLİB – Su kaynakları ve pınarlarıyla zengin olması nedeniyle, eskiler “Yedi Pınarlı Şehir” adını verdi. İdlib ilinin en ünlü tarım ve turizm bölgesidir. Turistik unsurların tümünü taşımasının yanı sıra halkın temel uğraşı tarımdır.
Deniz yüzeyinden 149 metre yükseklikte olan bu bölgede, her türlü meyve ve sebze yetiştiriliyor.
Ünlü kalesiyle tanınan Harem bölgesi, çevresindeki diğer bölgelerden farklı özelliklere sahip. Eski evlerin ortasındaki bir tepenin üzerinde yükselen kale, etrafını saran yeşil ovalarla geçmişle yaşanan anı birleştiren çekici bir tablo çiziyor.
Kent sakinlerinden Tarih araştırmacısı Halil Bosatcı; tarihi kalenin, yüksekteki güçlü konumu, yapı tarzı ve üzerine kurulduğu 45 dönümlük geniş alanıyla önem kazandığını ifade ederken “kale, bir kayanın içine oyulan yapay bir arkeolojik tepenin üzerinde yer alıyor. Eyyubiler askeri mimarlık sanatının en önemli kalelerinden biridir. Dış görüntüsüyle, Halep ve Selahattin kalelerine benziyor. Binaları, Selahattin Eyyubi’nin oğlu Malik el-Zahir Gazi döneminde kuruldu” diye belirtti.
Antakya, Afamya ve Kudüs yollarına hakim olan stratejik konumunun kaleyi Suriye’nin kuzey sınırlarındaki en önemli Arap İslam korunağı haline getirdiğini dile getiren Bosatcı; kalenin kuzeyinde, 8 metre uzunluğunda büyük yapay bir hendeğin yer aldığına, saldırı zamanında suyla doldurulduğuna işaret ederek kuzey ve güneyde çok derin vadilerin bulunduğunu bildirdi.
Araştırmacı Bosatcı; “kalenin dört bir yanında dev kuleler ve hamamların yanı sıra kalenin altı ile üstünü birbirine bağlayan gizli geçitler bulunuyor. Ayrıca, kalıntıları günümüze kadar mevcut olan 12 dükkan da kalede yer alıyordu” diyerek Kalenin en üst tarafında büyük yapay bir su deposu alt tarafında ise, suyu hamamlara ulaştıran su kanallarının bağlandığı bir başka depo kurulduğuna değindi.
Tarih Araştırmacısı; kalenin doğu tarafında hala “Malik el-Zahir Baybars” olarak adlandırılan bir kayanın varlığına işaret etti.
“Harem Kalesi, stratejik konumu nedeniyle, tarihin farklı dönemlerinde önemli bir rol oynadı” diye konuşan Araştırmacı Bosatcı; kalenin Asi Nehrinin arkasındaki kırsal alanının anahtarı olduğunu ve Suriye’nin doğusuna, Fırat nehrine doğru açıldığına dikkat çekerken bunun en iyi kanıtlayan delilin, Miladi 1097 yılında Haçlılar döneminde maruz kaldığı yıkım olduğunu, 1260 yılında Hülagü tarafından yıkılması ardından, askeri öneminin azaldığını söyledi.
Tarih Profesörü Ahmet Ebu Bekir ise; “tarihi öyküler kalenin İslam döneminden önce, pagan manastırına ait olduğunu, Miladi 959 yılında Romalılar Antakya’ya hükmettiği zaman, kalenin bulunduğu yere, kendilerini ve hayvanlarını korumak amacıyla bir gözetleme kulesi kurduklarını anlatır” diye belirterek Romalıların kurdukları kuleyi, Eyyubiler dönemine kadar genişletmeye devam ettiklerini, Eyyubilerin kaleye, Doğu Suriye Arap kale sanatının ruhunu kattıklarını ifade etti.
Bazı kaynaklara göre, MÖ 333 yılında Harem Ovasında, Persler ve Yunanlılar arasında Eyessus savaşı meydana geldi. Bunun yanı sıra, Ebu Ubeyda Bin el-Cerrah ve Halit Bin el-Velid Komutasındaki Arap İslam Ordusu burada karargah kurdu.
Profesör Ebu Bekir; tarihçi İbn el-Esir’in, Haçlıların kaleyi istila etmelerinin, Nurettin el-Zenki’nin Şam’ı ele geçirmesi kadar önemli bir olay olarak kabul ettiğine dikkat çekerek “Haçlıların kaleyi Miladi 1158 yılında ele geçirmeleri, Asi nehrinin doğusuna ayak basmalarını sağladı” dedi.
İdlib Turizm Müdürü Muhammed Meymun Fecr; Harem Kentinin eskiden küçük Şam olarak adlandırıldığını bildirirken ildeki arkeolojik eserlerin üçte birinin bu kentte bulunması nedeniyle, en önemli arkeolojik ve turistik yerlerden bir olduğuna dikkat çekti.
Harem’de 250 arkeolojik alanının bulunduğuna işaret eden Fecr; “kaleyi her yıl 5 bin Arap ve yabancı turist ziyaret ediyor” dedi.
Harem Kenti, İdlib ilinin kuzey batısında, Suriye-Türkiye sınırındaki Harem sıradağlarının eteklerinde yer alıyor. Halep ve İdlib illerinin ortasındaki konumuyla ayrı bir özellik kazanan kent, verimli ağaçları ve bahçeleriyle zengin bir vahanın ortasında yükseliyor.